GONUL DOSTU
 
GONUL DOSTU
MENU  
  ANA SAYFA
  HIKAYELER
  BILMECELER
  FIKRALAR
  TEFSIR
  SIIR
  TARIH
  MAKALE
  MEKTUP
  OLCULER
  ILETISIM
  ZIYARETCI DEFTERI
  RESIMLER
  konuklarimiz
SAYGILAR
TEFSIR

Herşey O'nu Anlatıyor (Mayıs 1983)
Sızıntı

Sonra o iddiacı, kalbinden der ki: "Yıldızlar çok kalabalıktırlar. Hem dağınık, karmakarışık görünüyorlar. Belki onların içinde, müvekkillerim (tabiatçılar, sebebleri yaratıcı kabul edenler, Allah’a şirk koşanlar, inkârcılar ve dalalet yolunda olanlar) namına birşey kazanırım" der, onların içine girer. Onlara sebebler namına, şerikleri hesabına ve azıp sapmış felsefe lisanıyla, yıldızlara tapanların dediği gibi der ki: "Sizler pek çok dağınık olduğunuzdan, ayrı ayrı hâkimlerin taht-ı hükmünde bulunuyorsunuz."

O vakit yıldızlar namına bir yıldız der ki:
"Ne kadar sersem, akılsız ve ahmak ve gözsüzsün ki, bizim yüzümüzdeki Vahdet ve Ehadiyet (Birlik) mührünü görmüyorsun, anlamıyorsun. Bizim yüksek nizamımızı ve ubudiyet kanunlarımızı bilmiyorsun. Bizi intizamsız zannediyorsun."Bizler öyle bir Zâtın san'atıyız ve hizmetkârlarıyız ki, bizim denizimiz olan göklerin ve ağaçlarımız olan kâinatı ve mesire yerimiz olan nihayetsiz feza-yı âlemi Kudretinde tutan bir Vâhidi Ehaddir. Bizler, donanma elektrik lâmbaları gibi, Onun mükemmel rububiyetini gösteren nuranî şahitleriz ve rububiyetinin saltanatını ilân eden ışıklı delilleriz. Herbir taifemiz, Onun Saltanat dairesinde, ulvî, süflî, dünyevî, uhrevî menzillerde saltanatının haşmetini gösteren ve ziya veren nuranî hizmetkârlarız.
"Evet, herbirimiz Vâhid-i Ehadin birer mucizesi; ve yaradılış ağacının birer muntazam meyvesi; ve Allah’ın birliğinin birer nurlu delili, melâikelerin birer menzili, birer tayyaresi, birer mescidi; yüce alemlerin birer lâmbası, birer güneşi, Rububiyetinin saltanatının birer şahidi; ve feza-yı âlemin bir zineti, birer kasrı, birer çiçeği; ve semâ denizinin birer nuranî balığı; ve gökyüzünün birer güzel gözü olduğumuz gibi, umumî vaziyetimizde sükunet içinde bir sükût ve hikmet içinde bir zinet ve intizam içinde bir yaradılış güzelliği ve ölçülülük içinde bir mükemmel bir saltanat bulunduğundan, Bizi yaratan sanatkârın, nihayetsiz diller ile Birliğini, her şeyin kendisine muhtaç olduğunu ve cemal, celâl ve kemâl vasıflarını bütün kâinata ilân ettiğimiz halde, bizim gibi nihayet derecede sâfi, temiz, itaatli, emre amade hizmetkârları, karmakarışıktık, intizamsızlık ve vazifesizlik, hatta sahipsizlik ile ithâm ettiğinden tokada müstehâksın."
der. O iddiacının yüzüne, şeytana atılan taş gibi bir yıldız, öyle bir tokat vurur ki, yıldızlardan tâ cehennemin dibine onu atar. Beraberinde olan tabiatı (*) evham derelerine, tesadüfü, yokluk kuyusuna, ortak koşulanları, imkânsızlık karanlıklarına ve din aleyhindeki felsefeyi esfel-i sâfilinin dibine atar. Bütün yıldızlarla beraber o yıldız: "Eğer yer ve göklerde Allah'tan başka (hâkim) bir ilâh olsaydı, onlar fesada gider, bozulurdu." mânâsındaki mukaddes, ilahî fermanı okuyorlar. "Sinek kanadından tut, tâ semâvat kandillerine kadar, bir sinek kanadı kadar şerike, şirke yer yoktur ki, parmak karıştırsın." diye ilân ederler.

DAMLALAR  
  BU GUN YASADIGIN SON GUN OLABILIR  
DAMLALAR  
  GORELIM MEVLAM NEYLER NEYLERSE GUZEL EYLER  
DAMLALAR  
  OLUM GUZEL SEY ISTE PERDE ALTINDA HABER HIC GUZEL OLMASAYDI OLURMUYDU PAYGAMBER  
DAMLALAR  
  EDEP BIR TAC IMIS NURU HUDADAN GIY OTACI EMIN OL HER BELADAN  
DAMLALAR  
  SEVEN SEVDIGINI OZLER SEVEN SEVDIGINI BEKLER GOZU YASLI GONLU HICRANLI  
SEVGILER Bu web sitesi ücretsiz olarak Bedava-Sitem.com ile oluşturulmuştur. Siz de kendi web sitenizi kurmak ister misiniz?
Ücretsiz kaydol